Burcu Özenç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Burcu Özenç / Yazar

Umut fakirin ekmeği umar ha umar umar!

07 Nisan 2016 Perşembe 14:01

Bazı insanlar sinir bozucu derece yetenekli olurlar. Sahneye çıkarlar Muhsin Ertuğrul, şarkı söylerler Selami Şahin.. Bir de muhakkak sanat dışında da bir uzmanlık alanları olur, hem de “en eğitimlisinden”. Ya arkadaş şehrin bütün şebekesini sen mi içtin? Tüm flaşlar senin üzerine patlıyor. Bizde sayelerinde kendimizde mum ışığında yetenek arıyoruz. “Kendimize bile çaktırmadan”. Hobi diye yaptıkları dansı bir görseniz, Arjantin doğumlu olsam dahi, bana o kadar yakışmaz. Onların arasında, mevsimsiz meyve gibi kalakalıyor insan, görüntü tamam da tat yok!

Ben ki, üniversitede ev arkadaşımla beraber 2 yıllık okulu “üç günlük dünya, okulda bitiyor zaten” diye diye 4 yılda zar zor bitirmiş biriyim. Sindire sindire eğlendik, ay pardon okuduk. Aile baskıları, okul tehditleri, iş bulamama korkusu bile bizi yıldırmadı. Tek hedefimiz; “zamanı en eğlenceli şekilde yaşamak” tı. Azla asla yetinmedik. Gelecek hayalimiz hiç olmadı, hedef kısmına hiç girmiyorum, hepsi yarım bırakılmışlar çöplüğü. Tek önceliğimiz mutlu olmaktı. Dünyada ki başka hiçbir şey bizi bundan alıkoyamadı. Kazanılmamış zaferler, karakolda biten kavgalar, prens olamayan kurbağalar, faaliyete geçemeyen atılımlar bile bir nebze üzemedi bizi. Okulun bitmesiyle anılarımızı alıp, yeni hayatlarımıza taşınmak hariç. Çünkü biliyorduk ki, mecburiyetler cumhuriyetinde gönüllü köle olarak mesaiye başlıyorduk. Saltanattan köleliğe yatay geçiş yapıp, olmayan mezuniyet bilgimizle mesai yaptık. Düzeni icat edene lanetler okuduk, ayak uyduramadığımız o şahane dünyaya ters düştük. Laf aramızda hiç aldırmadık. Çünkü geçen yıllar içerisinde durum hiç değişmedi. Biz ne zaman bir araya gelsek, aksiyon hep eğlenceye çalıştı.

Taa o yıllardan hobilere ve uzmanlaşmaya karşıdır bedenim. Bir kursa en fazla iki ay dayanır, gönül ilişkilerinde çabuk bunalır, emri görünce firar ederim.  Benimle aynı saat diliminde yaşayıp her işi muntazaman yapan insanlar tanıyorum. Hem iş hayatını, hem aşk meşk işlerini, hem de hobilerini o zamana sığdırabilen “çok şahane” kişiler. Hayran filan değilim kendilerine, hatta yetenekleri için hayatlarını tükettikleri kanısındayım. Bildiğin fesatlık içerisindeyim yani. “Göz değer, nazar değer” lafı gerçek mi diye çok defa denemişliğim bile vardır. Bana bonus olarak bir gün için 3x24 saat verseler bile yetiştiremem onların yaptıklarını! Hatta isyana bağlarım kendimi, “her işi ben mi yapacağım” diye. Gel gör ki kahve içmenin aktivite sayılmadığı bu acımasız dünyada, çok amaçsız kalınca, şekil itibariyle Ege kıyılarını andıran yaşamımı düzeltmeye karar verdim. Verdim vermesine de bütün aksiyon düşünce gücü. Sabahtan akşama bir işaret, geceden sabaha da o uhrevi rüyayı bekle dur. Kuantumun dibini sıyırdım, işi gücü saldım tabi, hedefe odaklandım bekliyorum. Benimde vardır elbet bir yeteneğim. Umut fakirin ekmeği umar ha umar umar! Korkmayın ses yeteneğimi öğrencilik yıllarımda sahnede şarkı söyleyerek keşfettim. Sadece bir kez, bir şarkı söyledim ve masada benimle olan canım arkadaşlarım sahneden indiğimde yoktu! Sesimle insanları dağıtabilecek güce sahip olduğumu o gün anlamıştım. Şimdi içimdeki diğer cevherlerin peşine düştüm. Hadi hayırlısı..

Başarı basamaklarını koşarak çıkan arkadaşlarıma buradan selam olsun, Asansörü benim gibi düşünen insanlar icat etti. Koş koş bir yere kadar. Bazen de durmasını bileceksin. 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA