Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Utan da bari biraz az ye!

20 Kasım 2014 Perşembe 17:01

Bu kadar satılmış adam veya kadın medyaya nasıl toplanıyor? Bunu anlamak için sosyolog veya antropolojik bir girişken olmaya hiç gerek yok.
Yıllar boyu okuduğu eğitim kurumlarında salak olduğunu en başta kendisi bilen bir çok insan vardır. Yine yaşam içinde, bu geri zekalılara, şartlar, salak olduklarını, şamar olarak vurmuştur. Gerek girmiş olduklarını resmi sınavlar, gerekse; anlık verdikleri kararlar, onlara aptallıklarını kanıtlamıştır.
Bir insan 25 yaşına gelene kadar, en az 5 kez aklı ile ilgili resmi veya resmiyet dışı yarışmadan geçer. Yapılan her salaklığın arkasında zeka da olmayabilir. Duygular, devreye girmiştir belki. Şu an medyadaki yalakalığın adı duygusallık değildir elbette. Zaten, duygusal camişlikler, çok sık yapılmaz. Yine bu noktada akıl devreye girer çünkü.
Sonuçta, her insan salak veya kişiliksiz olduğunu tabak gibi görür. Ancak bunun için bazı çıkışları vardır. Örneğin, “ben dindar olduğum için, beni başarısız yaptılar”. Veya “komünistim de ondan dışlanıyorum” gibi.
En tehlikeli olanı kişiliksizliğin, aptallıkla bezenmesidir. Orada, sorun şudur: “Salak oğlu salak” denen adam; suçu hep topluma atar. “Bizim millet anlamaz; bu toplumda demokrasi fazladır. Kırmızı ışıkta durmayı, arabasını park edeceği yeri bilmeyen toplum ne olacak”, gibi. Oysa, milletçe salak olmak çok abartılmış bir durumdur. Senin devletin, sokakların içine yol yapıyorum; kaldırım döşüyorum diye, her hafta ayrı bir saçmalık yaparsa; korsanlık yaparsın sende kara yolunda. Ayrıca, Gezi  Parkı’nın dibinden yol geçirip, otobüs durağı koymayı unutan adamı; normal bir devlette, oymak başı yapmazlar.
“Ağaç keceğim sevgili halkım” diyen, millet değil; ona bu soruyu götürecek olanın aklıyla olan zorudur. Buna faşizm veya diktatörlük veya utanmazlık dersen, suçtur. Ama Atatürk’e söv mesela; serbest o.
 Üstelik, sabahtan akşama aptallığı gündeme gelen bu halkı yönetmesi gerekenlerin, dünyaya kapatma yarışlarıdır ülkeyi.
En tehlikeli olanı ise medyadaki yayları gevşemiş koltuk sahipleridir. Bunlar eziklille büyümüşlerdir ve deli gibi hırslıdır. Bunlar Cumhuriyet’i anlamaz. Bak bunu içten söylüyorum. Bilmez değil. Anlamaz. Kafaları basmaz çünkü çoğunun. O yüzden düşmandırlar. Eşitlikten hoşlanmazlar. Çünkü bunları bir kollayan veya arkalarında iten olmasa, bir halt olamazlar. O yüzden satarlar ruhlarını o yarım akıllarını. Kişiliği satılmış diğer adamlarla, hep beraber, yaşadığı ülkeyi değil; coğrafyayı satabilecek, cehalet neferleridir bunlar.
Salak diye kimse yüzlerine demese de en az 25 yıl, bu toplumda aptal olduklarını bile bile, bunu bir türlü kabul etmek istememişlerdir. Günümüzde, adliye önlerinde dilekçe yazan, babayiğitler kadar yürekleri yoktur.
Din alırlar ve din satarlar akşam kadar medyada. Boş konuşurlar, aya giden astrotun orada ezan sesi duydum demesine imrenirler. Aya gidecek ne para ne de bilgiler olacak kadar beyinleri yoktur. Boş vakitlerinde de para sayarlar.
O para da kolayca ulaşır bunlara, “mal” kendi içlerindedir.
Verirler ruhlarını alırlar parayı. Bilirler; bu kokarcalar olmasa, kendileri bir raptiye kadar da  delik açamazlar, yaşamda. Fonksiyonsuzdurlar. O yüzden yalarlar yalarlar. Yerler, çalarlar, çırparlar, ağlarlar utanmadan, anlamsızca.
Sahtekardırlar, yıllar önce devletin, kendini yıkmak için çeteler kuran tipleriyle özürleşme, yalakalığına girmeye utanmazlar. Çünkü nefret bu devletin kurucusunadır. Özgürlüğünedir, çağdaşlaşmasınadır, akılcılığınadır salyaları.
Gezi Parkı’nda “vurun; gebertin” belki de. Vurup gerbertmişlerdir, çatır çatır.
Fakat aklı öldürememeilerdir. Çok kışkırtmışlardır, her yere saldırmışlardır.
En başta Alevilere. Çocuklarını, takır takır; nişan alarak öldürmüşlerdir. 2013 yıldından bahsediyorum, 2023 değil. O kültürün  yaratıcılığı, zekası, samimiyeti, en kötüsü de Atatürk’e olan sevgileridir en baş neden.
Dersim veya başka bir olay, kaşınmış kaşınmış fakat fos çıkmıştır.
Zaten o kültürdür, aklı öne alan. Yoksa, Tunceli’de onlarca yıl önce; İstanbul’da geçen yıl. Yeri de önemli değil. Her, din veya duygu sömürüsünün, yemediği, aslan gibi örnek bir topluluktur onlar.
Çok özür dileyeceksen, Gezi Cinayetleri için yap; sırasıyla attığın palavralar için yap bunu. Uludere için yap.
Ses kayıtları, gerçek diye adli tıp kurumundan belgelendi. Çok mu önemli? Vallahi değil. O sesler Colomb’a ait olsa ne olacak? “Camide bira içtiler” diyen, kafa; “türbanlı bacım yalanlarını üfleyene” ne oldu? Aha gör ne olduğunu, medya, para, polis, tank, tüfek,cehalet, vahşet, yalan, saray, muhallebi, villa, terör, hepsi satılık. Yeterki, sen 5 para etmeyecek olana,  ruhunu verecek, süzme aptalı bul; gerisini koy ver gitsin. Önemli, olan sana bir şey olmasın; yoksa; yemişim bunları, veyasen zaten yemişsin. Bakara veya Kakara dahil; daha ne yapması gerekiyor. Tamam artık; utanın da; bari biraz az yiyin; hani mümkünse!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA