Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Utanmadan ağlarım
10 Ekim 2015 Cumartesi 10:57

'Utanmadan ağlarım'

Ali Sunal’dan Neslihan Yavuzcan’a çok özel açıklamalar...

Röportaj: Neslihan Yavuzcan 

Fotoğraf: Muzaffer Kantarcıoğlu

‘Hayat Öpücüğü’ filminin hem başrol oyuncusu, hem de Proje tasarımını gerçekleştirdi. Özel hayatında çok ciddi bir yüz ifadesi ile gezdiği dilden dile yayılsa da gerçekten çok eğlenceli, esprili bir karaktere sahip olan ünlü oyuncu Ali Sunal ile hayat dolu bir sohbet gerçekleştirdik. Yaşamı tekrar yaşadık Duayen babası Kemal Sunal’dan, aşka, işe ve her şeye dair dertleştik bir nevi.

Buyrun sohbetimize…

Bir  filmin proje tasarımını yapmak ne demek?

BKM ailesinin bana bir jesti demek. Buradan teşekkür ediyorum, benim eforumu,, projemi böyle bir isimle ödüllendirdiler. Projenin ilk oluşumunda ve hayata geçmesinde vardım. Saygın …. ve Fethi …… iki eski dostum senaryoyu fikirlerimin üzerine fikir getirerek yazdılar. Yönetmen, oyuncular, mekânlar, kurgusu, müziği derken şimdi de karşınızdayız. Bu tarz bir film yapmak istiyordum, bu film terzi gibi üzerime dikildi. 

Projenin her anında olmak sen de nasıl bir etki yarattı?

Güzel bir şey çıktı ortaya. Kâğıtta yazandan daha güzel bir şey seyrettim ben. Evladım gibi oldu. Montajı yapılıyor,  müzikleri konuyor, rengi oluyor, bütün bu evreleri de gördükçe benim hep gözlerim doluyor tabii. 

ali2-001.jpg

BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKAYESİ

Filmde ‘Metin Asiltürk’ adlı bir karaktere can veriyorsun…

Adı gibi enteresan hastalık hastası ve çok başarılı bir tekne tasarımcısı. Dünya çapında başarılı bir adam olacak iken hastalık hastalığı ile küçük bir fanus da yaşıyor, güvenli alanı da evi. Evini de ne olur ne olmaz diye de, hastane acilinin önünde. Hastanesinde sadece kendisinin bildiği tekerlekli sandalyesi, kendi doktorları var. Onlar orada olmayınca problem çıkarıyor, kabullenemiyor. Doğal kafesinin içinden çıkamayan bu adam bir gün ‘Hayat’ adında onun tam tersi, anı yaşamayı seven, fırlama, akışta yaşayan bir kız ile tanışıyor. Metin Hayat’la tanışınca gerçek hayatın içine giriyor.

Diğer Romantik Komedilerden farkı nedir?

Bizimkisi bir aşk hikâyesi.  Onun içinde bizi gülümseten, komik durumlara düştükleri, bazen boğazımın düğümlendiği anlar oluyor. Bizim filmimizde bir umut var. Aynı hayat gibi, gülüyorsun, ağlıyorsun ama her şeye rağmen bütününün içinde bir umut var. 

BENİM UMUDUM HEP KARDEŞİM EZO OLDU

Senin için umut nedir?

Nefes almak. Nefes aldığımız, sağlığımız yerinde olduğu sürece ve her konuda hep bir umut var.  

Başına en kötü bir şey geldiğinde bile ne yaparsın, nasıl karşılarsın olanları?

Böyle bir şey düşünmüyorum. Bence artık öyle yıllara geldik ki, başına bir şey geldiğinde düşünüp, ne yapacağını planlayacak zamanın bile yok. Çünkü öbürü gelecek. Bunlar gelmeden enerji, güç, umut ne varsa seni motive edecek onları depolaman lazım. Ağır sıklet boks maçının 11. raundu gibi yaşıyoruz. Bir geldin mi, iki üç tane birden vuruyor. Bir an da nakout olabilirsin. Birine üzülüp, ‘eyvah şimdi ne yapacağım’ planlayacak vaktin yok. En umutsuzluğa düştüğüm, en keyfimin olmadığı an da ki öyle bir anım oldu, o an da kardeşim Ezo’yu düşündüm. Benim umudum hep kardeşim oldu. Oradan ayağı kalktım. 

Ayağı kalkamayanlara ne dersin?

Boşuna oturmasınlar, ayakta kalmak zorundalar. 

Serserisin yaa.. 

BİSİKLETE BİNMEYİ BECEREMİYORUM, UÇURTMA DA UÇURMAK KOLAY DEĞİL

Film de ilk kez uçurtma uçur muşsun, doğru mu?

Bu olay oldu ya, sakın şöyle bir şey çıkmasın ‘ben çocukluğumu yaşayamadım’ gibi. Yahu ben uçurtma uçurmamışım demek ki. Uçurma uçurtmak zahmetli bir işmiş. Ayarlamaları yapıyorsun ve koşmaya başlıyorsun, uçurtmayı uçuruyorsun. Kimin birbirini uçurduğu belli değil. Manyak bir şey uçurtma uçurmak, bir kere hemen çocuk oluyorsun. Havada süzülmeye başlayınca da acayip gülüyorsun, saçma sapan bir şekilde mutlu oluyorsun.  Bu da yaşadığımız hayatın özü. Mutluluk bu kadar. 

Başka çocukken yapmadığın, beceremediğin bir şey var mı?

Bisiklete binmeyi bilmiyorum. Sahneler başladı, ilkinde ağaca girdim, sonra Hatice’nin bisiklete girdim, üçüncü de bindim aşağıda birisi tuttu beni. 

Ali kusura bakmada insan bisiklete binmeyi nasıl öğrenemez?

3 kere öğrendim. En sinir olduğum laf hayatta ‘bisiklete binmek gibidir, unutmazsın’ lafıdır. Yok öyle bir şey ben 3 kere öğrendim hatırlamıyorum. Şimdi gayretliyim. Bisiklet alıp başlayacağım.

Çocukluğunda hiç unutamadığın bir anın var mı?

 Gün batmaktadır, gibi düşün. Güneş kızarmıştır önünden bisikletli çocukların silueti geçmektedir, biraz es arkadan hafif toplu bir koşan çocuk arkadaşlarının peşinde. İşte o benim. 

UTANIRDIM ESKİDEN AĞLARKEN ŞİMDİ UTANMADAN AĞLIYORUM

Romantik misin, ne kadar duygusalsın?

İnsan kendine ben şöyleyim, böyleyim diyemez. Ama duygusalım. Çabuk gözüm dolar. Hisli bir insanım. Utanmadan ağlarım. Elimde değil yani. Utansam da ağladığım için artık utanmıyorum.

Nelere ağlarsın? 

Hepimizi ne duygusallaştırıyorsa, tüylerimizi ne diken diken yapıyorsa ben bir kademe daha üstü duygusallaşıyorum. Senin tüylerin diken diken olduğunda bil  ki ben ağlıyorum o sırada.         

AŞK, EVLİLİK VE ÇOCUK NEDEN OLMASIN

Peki ya aşk ?

Film bizim proje olunca mesajları da çıkıyor ortaya. Aşık olunca ise daha mutlu oluyorsun, yaşam gücü geliyor, güçlü hissediyorsun kendini. Bütün bunların yanında daha aptallaşıyorsun. Tuhaf bir çocuk haline geliyorsun. Bütün kimya bozuluyor. Arada o kimyayı bozmak iyi oluyor. 

Tekrar evlenir misin, çocuk yapar mısın?

Proje yapıyoruz içine umut koyuyoruz. En önemli şey umut bu yaşamda. Benim de umudum var, en başından beri çok çocuk istiyorum ve seviyorum. Sağlıklı olsunda kaç tane olursa olsun. Planlayınca olmuyor ben bunu gördüm. 

Hayatta kaçırdığın şeyler var mı?

Muhakkak kaçırdığım şeyler vardır. Onlar beni kaçırdı, ben niye kaçıracağım. Kaçırmak gibi yaparsan da bunun sonun yok. O kadar hızlı yaşıyoruz ki devamlı önüne çatal çıkıyor. Ya bunu, ya şunu seçeceksin. Ya şuraya, ya buraya gideceksin. ‘Hadi hadi çabuk’ gibi bir şey var. 

Sen seçimlerini nasıl yapıyorsun?

Kendi doğruna göre ya da o sürat içinde paylaşabileceğin, fikir danışabileceğin insanlar varsa etrafında danışıyorsun.

Etrafında danışacağın kimse yok sadece kendinsin..

İşte o zaman adam oluyorsun, yanlışlarınla da olsa adam oluyorsun. 

Senin yolculuğun nedir?

İyi bir insan, adam, oyuncu olmak. Öyle anılmak, işini iyi yapmak. Ahlaklı olmak. Norveç kralı olmak istiyorum desem olmaz. Averajı tuttursan yeter.   

ÖYLE BİR YEMEK YERİM Kİ KARŞIMDAKİ ACIKIR

Nasıl beslenirsin, egzersiz yapar mısın?

Bazen iyi, bazen kötü besleniyorum. Set saatleri fena desem de güzelde bir bahane bu. Gösteri bitiyor acıkıyorsun, başlamıyor acıkıyorsun, sabah kalkıyorsun acıkıyorsun. Psikolojik herhalde. Güzel yemek yemeyi çok seviyorum. Her türlü yemeyi de severim, sağlıklı, fastfood fark etmez. Benim için bir yaşam biçimi, bir öğünümü averaj bir şey yiyerek geçirsem mutsuz oluyorum. 2-3 yerde vücudumda ağrılar var, nazar boncuğu diyelim. Sonra egzersize başlayacağım. Koşmayı da, yürümeyi de, kickboksu da, yogayı da yaptım. Bana egzersiz yapmak iyi geliyor. İçinizdeki o negatif, patlamamış enerjiyi atmak iyi geliyor. Pozitif ve daha dingin bir insan oluyorsunuz. Kafa sağlığı için lazım.  

Yemek yapar mısın?

Ben yemek yemeyi severim. Yapanı ödüllendiririm. Annem der ‘öyle bir yemek yersin ki, yaptığım zaman senin yemek yemenden iyi mi, kötü mü anlarım.’ Benim yemek yerken seyreden muhakkak özenir. 

BABAM BENİ SAHNEDE CANLI SEYRETSİN İSTERDİM

Keşkelerin, pişmalıkların var mı?

Azaltmaya çalışıyorum, tabii ki var. Girmeyelim oralara. Ne zaman keşke deseler, aklıma bir şey geliyor. 

Baban mı geliyor aklına?

O sabah geliyor. 

Yaşasaydı ne değişirdi hayatında?

Baban var ya, daha ne olabilir. En güçlü yanım, arkadaşımdı, onunla beraber olurdum fena mı. Yaş kaç olursa olsun insanın babasının kuzusu olması güzel bir şey.

Ne içinde ukte kaldı, babanla ilgili?

Beni sahnede görsün isterdim. Kamera önünde gördü ama sahnede canlı görsün isterdim. 

SOKAKTA İNSANLARA ‘NE VAR LAN’ DİYE BAKSAMDA HİÇALAKAM YOK 

Kemal Bey’in özel hayatında çok ciddi olduğu söylenir. Sen de öylesin diye duydum. Doğru mu?

Öyle değil, rahat ettiği ortamda çok eğlenceli ve fırlamadır babam. Yoksa o işler gereksiz ciddi olan bir adamdan çıkmaz. Ben de rahat ettiğim ortamda daha iyiyimdir. Onun dışında sokakta görsen yanıma gelmezsin. Saçma bir ‘ne var lan, bakışım ve yürüyüşüm var’. Devamlı kavgaya gidiyor gibiyim. Farkında değilim, beni uyardılar ‘niye öyle duruyorsun, bakıyorsun’ diye. Buradan okuyacak olanlara uyarayım, alakam yok o duruşla. Sebebi ise aslında o süreçten sonra ki şeyler. Çünkü sana bakıyor sanıyorsun, dışarı çıktığında yanlış bir şey yapıyormuş hissi doğuyor, kendini hep suçluyorsun. Kimse sana bakmasın diye ‘ne var lan’ diye bakıyorsun. Duvar gibi durunca sana veremiyorlar gibi duruyor. Tamamen bilinçaltında gelişmiş bir şey. Hiç de sevmem bu arada. 

Güldür güldür nasıl gidiyor?

Sezonu açtık. Elimiz ayağımız titreyerek sahneye çıktık. Zaten o heyecanı kaybettiğimiz zaman yapmayacağız o işi. İnsanları gülümsetebilmek ve böyle bir imkanın olması paha biçilemez bir değer. Biz çok eğleniyoruz. 

Ülkemizin içinde bulunduğu durum için neler söylersin?

Gülümseyerek ve gülümseterek hayata bakmak güzel. Bunu yapabildiğimiz zaman daha hoşgörülü, ılımlı ve daha güzel bakabiliriz hayata diye düşünüyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA