Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rıza Zelyut / Gazeteci /Yazar

Yakında Suriye ile barışırız

06 Mayıs 2014 Salı 13:14

2010 yılında, Başbakan  Erdoğan, Suriye’de teröristler Beşşar Esad yönetimine karşı ayaklandığında, bu ayaklananları demokrasi isteyen mazlumlar olarak gösterdi ve onlara kuvvetle sahip çıktı. Suriye ile o tarihe kadar yürütülen olumlu politikadan 180 derecelik bir dönüş yaptı. AKP’nin tepe yöneticileri, 3 ay içinde Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılmaktan bile söz ettiler.

4 yıl geçti, Beşşar yerinde. Hatta yakında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı için yeniden aday… Göreceksiniz seçilecektir de…

Olan Türkiye’ye oldu… Bu yanlış politika yüzünden bugün iki milyona yakın Suriyeli Türkiye’de… sayıları hızla artıyor. İstanbul’da her sokak başında, hatta her otobüs durağında  bir Suriyeli görüyorsunuz. Yanındaki çocuğuyla birlikte dileniyor. Bunlar akrabalarını da getiriyorlar. Nasıl olsa ekmek elden su gölden. Büyük bir mali ve insani yükümlülük altına girdik. Hem Suriye’nin düzenini bozduk hem de Türkiye’nin.

Asıl sorun dış politikada çıktı. Çünkü; başlangıçta Beşşar Esad’a karşı silah çekenlerin oraya demokrasi getireceği sanılıyordu veya dünyaya bunlar öyle gösteriliyordu. Lakin kısa sürede anlaşıldı ki Beşşar’ı devirmeye çalışanlar Beşşar’dan bin kat daha diktatörce bir düşüncenin robotlaşmış elemanları. Bu yüzden Batı, Suriye’deki Beşşar karşıtlığından vazgeçti. Ama bizim Başbakan bir kez takmıştı ya, Beşşar’ı devirmek için Türkiye’nin sınırlarını gayriresmi biçimde bu teröristlere açtı. Böylece, Suriye’de çok değişik terör grupları cirit atmaya başladı. Bunları tek tek egemenliğine alan El Kaide çizgisindeki IŞİD adlı örgüt, şimdi Türkiye’yi de tehdit etmeye başladı.

IŞİD’in gerici ve terörist yüzünü gören ABD ve AB ülkeleri; Türkiye’nin bu örgüte dolaylı desteğini bildiklerinden hükümete karşı tavır içine girdiler. Böylece Batı ile ilişkilerimiz de bozuldu.

YOL DEĞİŞTİRDİ

Hükümetin,  Gezi Olayları ve Yolsuzluk Operasyonları yüzünden ayrıca uğradığı prestij kaybı onu iyice sıkıştırdı. Durumun kötüye gittiğini gören Başbakan Erdoğan  küresel sempati kazanmak ataklara başladı. Bunun için 1915’teki Ermeni sürgünü olayı ile ilgili açıklama yaparak ilk hamlesini gerçekleştirdi. Başbakanlık internet sitesine konulan açıklamada, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermenilerin tehcire tabi tutulması, dışişleri tarihinde ilk kez ‘gayri insanî bir sonuç’ olarak tanımlandı.

Peşinden İsrail ile ilişkilerin yumuşatılması ve düzeltilmesi hamlesi geldi. Başbakan Erdoğan,  Amerikan PBS kanalına verdiği mülakatta, “Normalleşme süreci başlayabilir ve bunun ilk etabı kuşkusuz büyükelçilerin gönderilmesi olacaktır.” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da İsrail ve Türkiye ilişkilerinin çok kısa zamanda normalleşmesi temennisini dile getirdi.

Demek ki Mavi Marmara artık heybenin arka gözüne atılmıştır ve Van Münit de tarihe karışmıştır.

Son olarak da Suriye ile ilgili olarak daha alt düzeyden görünen bir haber geldi: Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Türkiye üzerinden Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne katılımlar  olduğunu; bunun sadece Suriye’yi tehdit etmekle kalmayacağını, ülkemizin de ileride güç duruma düşeceğini açıkladı. Vali Lekesiz, “ ABD ’nin 11 Eylül’den sonra izlediği politikayı biz de izleyelim ve yabancı mücahitlerin Suriye’ye illegal geçişini engelleyelim” dedi.

Görüldüğü üzere, hükümetimizin Hatay Valisi ile Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad hemen hemen aynı şeyleri söyler duruma geldiler. Bunun sebebi de Türkiye’nin Suriye politikasındaki yanlıştan dönmeye hazırlanmasıdır. Böyleçe hükümet, Batı kamuoyu ve siyasi odakları gözünde puan kazanacaktır.

Çok değil bir yıl içinde Türkiye Beşşar Esad’a yardım eden ülke haline gelirse kimse şaşırmasın…

Ne demişti Süleyman Demirel: Dün dündür, bugünse bugün…

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA