Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Yanar döner

20 Ekim 2013 Pazar 13:41

Televizyon ve futbol, üzerinde en kolay ve çok uzun süre sıkılmadan konuşulacak iki konu. Bizim ülkemizde, gündem sürekli siyasal tutulmaya çalışılsa da bu ikisinin önüne kolay kolay kimse geçemiyor. Hem televizyon hem de futbol, hakkında en boş boş konuşmaların yapılma kolaylığı açısından çekici.

Bir bilgi gerektirmiyor, deneyim hiç gerektirmiyor ve gerektirmemesi için de elden gelen herşey yapılyor.

Eğer biri çıkar da "sen o konuda ne biliyorsun veya deneyimin ne" derse, ne olacak?

Hiç bir şey olmaz. Çünkü, kimse durup dururken kendi üzerine beton döküp, denize yuvarlanmak istemez. Bir bakıyorsun, anlı şanlı futbol hakemleri, Milli futbolcular, en gıcık ve cahil adamlarla yanyana geliyor. Sanki ikisi de o güne kadar aynı yollardan geçmiş gibi fikir atıyorlar ortaya. Dahası, futbolun içinden gelen susuyor; diğer cehalet abidesi ve deneyimsiz adam daha çok konuşuyor. Bir tek program var orada durum tersi. Ceyhun Yılmaz, son derece saygılı ve ölçülü biçimde gelen konukları konuşturuyor. Bir şımarıklık yok, kendini öne çıkarma yok.

***

Haber kanallarında bile bir acayipliktir almış başını gidiyor. Bayram günü, Coşkun Sabah var Habertürk'te. Adam ağzını açıyor, ama konuşamıyor.

Sunucu hanım, zamanında bir ud almış ama ilerletememiş. Nasıl yayık yayık bir serdengeçti havası var. Bayılıyoruz. Coşkun sabah şarkıları söylüyor ama, kamera; ha bire kıza zumluyor. Kız da eziliyor, büzülüyor. Bakışlar, hüzünler. Hepsi tamam. Bir de konuşmaları var. Kısa, boş ve  anlamsız, laf olsun.

Bu arada bayram ziyaretleri, gelen giden. Yine o bildik samimiyetsiz sohbetler evleri de sarıyor. Eskiden bayramlar şöyle güzeldi, böyle çoşkuluydu.

***

Hani, 18 yaşında olsak belki, inanacağız. Hiç de öyle çoşkulu falan değildi kurban bayramları. Vallahi sokaklarda seri cinayet şebekelerinin, gövde gözterisi gibi olurdu yollar. Ağaç dallarından sallanan hayvan ölüleri, şıpır şıpır damlayan kanlar. İnleyen kuzular. Apartman bahçeleri, "Sapık" adlı filmin seti gibi olurdu. Bahçelerin muhtelif yerlerine yayılan hayvan kafaları, toprağa gömülen işkembeler. Daha da tuhaf adamlar vardı; seyyar kasaplar. Ellerinde, bıçak satır ve baltalarıyla dolaşırlardı. Ne denetim var, ne hesap soran.

En büyük sapıklıkta, hayvanların kesim anlarının dakika dakika çocuklara izletilmesi olurdu. Kaçan danalara, sıvışan inekler eklenirdi. Allaha şükür artık bu cehalet ve geri kalmışlık göstergeleri kalmadı. Kamu, gerekli hizmeti sağlayınca millet de aptal değil. Medeniyeti seçti doğal olarak.

***

Ancak evlerdeki sohbet biraz eski tarzda kalmayı sürdürdü yine. Siyasilerin, başarıları ölçüldü bu bayramda.

Ölçeği herkes kendi yaptığı işe göre belirledi. İşadamına göre başarılı bir siyasetçi; yazar, çizer veya sanatçı için, başarısız.. İhracat teşviklerinin ve gecelik faizlerin düşüklüğü sebebiyle bir başkası çok mutsuzken; diğerinin umurunda değil. Televizyonsa olabildiğince açıktı.

Trafikteki ahmaklığımızı duymayıp, dizi senaristlerinin ve oyuncuları can kulağıyla dinlemek ise; bayram kafasıyla bayramlık ağızları doldurdu. Futbol muhabbetleri durmadı ama Milli Takım durdu. Televizyon ise aynen kaldığı yerdeydi. Şen şakrak ve azcık atarlı; yağlı ballı ve  bolca da yanar döner.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA