Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Yarısı Yalan

06 Haziran 2015 Cumartesi 16:28

İnsanın kendini geliştirmesi için, yaşadığı yakın çevresi elbette önemlidir. Bu aynı zamanda gelişememesine açılan bir kovuk bile olabilir.

Aile ilişkilerindeki kopukluk, iyilik veya sapıklık dahil. Hepsi birer sebeptir. Sebepler aynı zamanda, birer bahane de olabilir. Kişiliği ve yaşanılan bölgeye göre bu sebepleri veya onları oluşturan unsurların, eleştiri düzeyi netleşir.

Çok basit olarak, despotik bir aileden çok sağlam eleştiri de çıkmaz. Burada eleştirinin önüne geçen nedir? En önemlisi, kutsallardır. Evde ve hemen yakın çevrede yaratılan kutsallar. Aşırı tapınma, yalaklık değilse de kızaklık yapma sevdası gibi.

Cennet ve annelerin ayaklarının altı; baba ve reis, ata veya atalar, en bilinenlerdir, kutsanmışların. Bunların çoğu bizim insani bağlarımızdır. Biyolojik, ekonomik veya tanrısal, daha da olmazsa, hayali temelleri vardır. Gerçek bile olabilir. Hiç farketmez, sonuçta bireyin özgürlüğüdür asıl olan.
Bu gerçeklik, bizleri geliştirir veya geri bırakır. Zeka düzeyinin yörüngesine göre, gider bu oyun.

O yüzden, geri kalmış toplumlarda, Türkiye gibi mesela, bireysel olarak gelişip, toplumun saygınlık ölçeklerine girebilmek için, insanlar; toplumsal zeka düzeyine bağlı olarak birer kutsallaşabilme yarışına girerler.

Anne olmak veya baba, bir anda çapsız bir insanı bile toplumda saygın bir yere getirebilir. Hiç bir zihinsel zahmet olmasına da gerek duyulmaksızın.
Oysa, aynı cahiliyet, aynı kişilik bozukluğu, aynı insanın içinde “mıh” gibi çakılıdır. Fakat o bir annedir ve tertemiz başlar yeniden hayata.

Onun toplumdaki saygınlığı ise artık, çocuklarıyla tartılır. Çocuklar ne kadar beğenilen işler yaparsa; anne ve baba da yücelir. O yüzdendir ki evlenen insanlar, genç yaşta kendinden vazgeçip çocuklarına dönerler, ölene kadar da gidebilir bu abartı. Gelişmemiş ülkenin, insani bağlarının, en önemli besini bu; kendinden vazgeçme ve kutsallaşma mekanizmalarının işlerliğiyle yürür. O yüzden, evlilikler ve çocuk sayıları artsın istenir, amirlerce. Oligarşi böyle emreder, yarattığı yoksulluktan utanmadan.

Aynı gelişmemişliğin siyasilerinin, bakanlık ve müsteşarlık gibi aşırı önemsettirilen makamlarla, saygınlaşmaları gibi. Böyle insanlardan bahsederken, ünvanları ne olursa olsun, cümleye başlarken, bir sözcük kullanılması adettir. Koskoca. Bu koskocalarsa, cehaletin ağası ve paşasıdır, faşist ve despotik toplumlarda. Kendilerinin daha da kutsallaşmasını ister, bilgisiz, sonradan görme cahil siyaset ve onun faşizm fışkıran satılmış, bürükrasisinden. Başka türlü olamaz zaten. Eğer oluyormuş gibi bir demokratikleşme kokusu geliyorsa, o toplum ve ülkede bir gelişme hararetleri geliyordur. Gelişme ise cehaleti zedeler. İnsan ne kadar cehaletten uzaklaşırsa, faşizm ve cinayetlerin gölgesi azalır. O zaman da, diktatörlük düzeyi yükselemez. Bunun için, başta din kurumları olmak üzere, gelişmemiş toplumlarda, yüce devlet palavrası, hep siyasetin hizmetine sunulur.

Ahlak öğretmesi gereken din, onun yerine korku salar. Korku ise fakire, ezikliğe getirilir. Böylece siyasilerin ilahıyatı; para ve görgüsülükle taçlanmış saltanata dönüşür. Aksi takdir de akılcılık hortlardı. Akılcılık öyle ya da böyle durdurulmadan, pis ve pasaklı despotizm yaşama alanı bulamaz.

Hepsinin yerini sağlamlaştıran ise devlet kurumudur. Ve onun yüceleştirilmesi. Oysa yüce olacak biri varsa, o da bildiğin düz; düşünen öpüşen, sevişen, temiz olan siyaset dışı insandır. Kendine hizmet etmeyen, zaten topluma bir hayat veremez. Kendini geliştirmemişlik, milyonlarca genetik ve düşünsel sürece bağlıysa, bu ülkeden nasıl gelişmiş, aydın siyasetçi çıkar? Çıkmaz. Çıkmıyor ve ülkenin emperyalistlerce inletildiği yerden, nefes bile zor çıkıyor; ölmek için gereken basitliğin, içinde. Kim kime neyi dinleteceğini, ancak ve ancak baskıyla ve korkuyla sağlayabilir. Seç seçebildiğin kadar. Özgürlük sadece 3-5 yılda bir, onun da yarısı yalan, sen nereye ne kadar yakın olursan ol.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA