Mehmet Alikişioğlu / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Alikişioğlu / Yazar

Yeni bir ikili doğuyor

26 Kasım 2013 Salı 12:20

 

En çok gırgır nerede var, diye biraz baktım. Gazeteler de öyle büyük bir neşe yok. Radyolar, anlamsızlık kuyusunun tam dibinde. O da çok normal, yıllardır aynı adamlar yönetici ve ortada müzik diye bir konu kalmamış. Radyocuya yasak gelmiş; "3 dakika"dan fazla konuşamıyorlar. Zaten bir çoğunluk var güya radyocu; gerçekte zevzek veya boş boğaz. Kafası çalışan adam da radyodan ne anlatacak? Ona 3 dakika konuşma sınırı getiren, ahmaklığa ne cevap verilebilir ki? Müzik yok, reklam geliri yok. Yahu daha ötesi yok; yirmi tane "baba şarkı" yapılmamış son 5 yılda. Ben senin radyonda 3 dakikada ne anlatacağım? Radyoya reklam vermek içinse, tek bir neden bulmam. Tavsiye de etmem kimseye. Gidin araştırın, yöneticilerin kaç tanesi güncele yakın insan; bakın. Bazıları hayatında yayın bile yapmamış. Gazeteler, radyolara bakarak cennet. 

En azından, yazı yazabilen veya halkı tanıyan müdürler var. Yasak konusuna gelince, tüm medya içinde en özgürü gazete. En azından yazdığın yazı sağı solu incitirse bile; "gözden kaçma" olasılığı bulunuyor. Televizyonu hiç anlatmayım. Bence istisnasız "eğlence şampiyonu" orası. Normal kanalların binlerce dolara aldığı dizilerden daha eğlenceli insanlar var. "İz Tv" ve "Fenerbahçe Tv" bence güzel. En azında neden böyle biliyoruz o kanalları. Düzgün ama pek fazla eğlence yok orada da. 
 Sokağa bakınca, çok büyük bir neşeye rastlamadım. En anlamsızı trafik kazaları. Kazayı duyan değil; acı fren sesini işiten kaza yerine koşuyor. Sonra orada mıhlanmış gibi kalıyor. Bakıyor öyle. Bu da ilginç değil komik hiç değil.
Komedi filmlerine takılsak orada eğlensek? Hep aynı mantık. Ya Züğürt Ağa ya da Recep İvedik. Ortası da var. O da sıkıcı. Hep ders veriyor. Aziz Nesin komedisi. Sonunda, "bir ne salak insanlarız"a çıkyor. İnanmayan Toros Canavarı adlı Aziz Nesin imzalı, çağdışı oyuna baksın. Bu durumda en eğlenceli yerler müzik yapan mekanlar gibi. Karşılıklı kesişmeler kaynaşmalar. Gıdı gıdı var ama çok zaman alıyor. Yani ben "bugün gülmeliyim" desen; çare bulunamayacak gibi. 10 yıllık evli çiftler neye gülüyor bilmiyorum? Ancak 10 aylık sevgili de güldürmüyor insanı. Cem Yılmaz galiba ortak nokta. Ona gülmeyene şu ana kadar rastlamadım. Adam, kendini yeniliyor. Belki, Nasrettin Hoca efendi, diğer efendiler kadar suyun başına geçse, azcık neşeleniriz. 
Bu gidişle, gülüp eğlenmenin ihtiyaç olduğunu unuttuk. Şu günlerde daha çok gülmek bir beklenti. "Para yok kardeşim" konusuna hiç pas veremem. Çünkü, bu ülkenin ne yokluk dönemlerini oldu. Ama eğlenceyi unutmamıştık. Bilgilendikçe, okudukça, üfledikçe "kasar" olduk.  Hasarlı olabiliriz ama Pert'e çıkmayalım. Gülemiyoruz. Bu işi de siyasete bağlamayalım. Gerçekten o değil sebep. Güldürmesi gereken insanlar, "monşer" gibi ortalarda dolaşınca, gerçek beyefendileri ayıramıyoruz. Kamerayı gören, açıklama verip, fıkra anlatır gibi palavra sıkınca, gülmüyor insan. Ben  zon zamanlarda Ertuğrul Özkök'e gülüyorum. 
Şimdi de şunu söylüyor; "Kardeşim "Hindu dini"ne dahil bir tek terörist yok. Ama müslümanlık kapsamından çıkan bir çok terörist var". Aslında bu komik değil. Komik ötesi bir şey. Peki bunu "nerede" söylüyor Ertuğul Bey? Enver Aysever'in "aykırı soruları"nda. Şimdi oldu. Neden bunun beni güldürdüğü.
Ne soruyu, ne cevabı anlamamış olabilirim. Ama yemin ederim güldüm. İster misiniz, yeni bir ikili doğsun? Gülelim diye söylemedim!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA